Anasayfa
Beni Hatırla
0
puan
FORUMLAR > FELSEFE > Kuantum mekaniğinin idealist yorumlamaları
Bu mesajı
1 kişi beğenmedi
03.05.2018 00:36 AM
Tayfun
Pamukkale Üniversitesi | Makine Mühendisliği
Üstad açıkçası bu şekilde nasıl kız düşüreceğiz anlayamadım ben.
Bu mesajı
1 kişi beğenmedi
10.05.2018 10:24 AM
Mücteba
Sakarya Üniversitesi | Endüstriyel Elektronik
101 atak sen bosver kuantum filan.
10.05.2018 11:42 AM
Cansu
Hacettepe Üniversitesi | Siyaset Bilimi
İlk cümleden sonraki parantezli açıklamayı benim için yazmış resmen  

Fatma gelmedi mi başlığa, ben tek başa çıkamam seninle
10.05.2018 14:42 PM
Enes
Trakya Üniversitesi | Makine Mühendisliği
Yukarıda Bahsedilenler bilgi değil yorumdur. Eksik hatta taraf bir bakışa sahiptir. Nedenine gelecek olursak, gözlem dediğimiz deneye fotonlar var ve maddeseldir denmiştir ama burada çürütme mantığı olduğu için aşık mevzu kaçırılmıştır. Sebebi ise: quantum da ikiz foton deneyi vardır. Orada gözlemlenen fotonların kafasına gore hareket ettiğiyle alakali bir çalışma mevcuttur. Velhasil quantumun çıkış noktasını görmezden gelirsek varılacak güzergahı değiştirmiş oluruz. Lütfen rotanızı tekrar oluşturun ve ona gore yorumlama yapın
16.05.2018 19:01 PM
Ömer Faruk
Yıldız Teknik Üniversitesi | İnşaat Mühendisliği
Bilimin de insan merkezli olduğu unutulmamalı yalnız, 5 yerine 6 veya 3 duyu organımız olsaydı veya beynimizin gelişmişliği farklı olsaydı bilgi diye elde ettiğimiz veriler çok farklı olurdu.
16.05.2018 19:09 PM
Cansu demiş ki:
İlk cümleden sonraki parantezli açıklamayı benim için yazmış resmen  

Fatma gelmedi mi başlığa, ben tek başa çıkamam seninle
Gelmisim 3.sayfada.
Bu mesajı
1 kişi beğendi
17.05.2018 13:50 PM
Muzaffer demiş ki:
Kuantum mekaniğinin kurucularından olan Heisenberg bir idealistti. (materyalizmin karşıtı olan idealizm felsefesini benimseyenlere idealist denir). Kendisi Platon ve Kant'tan etkilenmiş, aynı zamanda bir matematikçiydi de. Yani bir idealistte bulunması gereken en önemli üç özelliğe sahipti; planton, kant, matematik.
Heisenberg ve ekolü elde ettikleri bilimsel verileri bu idealizm felsefesi üzerinden yorumladılar.
İdealizm, öznelliğe ve insan merkezli düşünceye dayanan bir felsefe olduğu için aslında tamamen safsatadır. İdealizmin neden safsata olduğunun açıklamasına burada girmeyeceğim, ancak bu safsata ekolünden ortaya çıkan Heisenberg yorumlamalarının bilimselliği tartışmaya açık hale geliyor ve hatta bu yorumlamaların bilimsel olmadığı bile söylenebilir.

Birçok ''bilimsel'' platformda karşılaşılan bu çarpıtmalardan önemli olarak gördüklerim, gözlemci etkisi, kedi deneyi ve belirsizlik ilkesi.

Gözlemci etkisi: Tam bir öznel idealizm yorumlaması. Bu yoruma göre nesnelerin varlığı gözlemciden etkilenir. Bunun daha ileri yorumunda varlık gözlemciye bağlanır. Burada ''gözlemci'' ifadesi sıkıntılı. Gözlemci denildiğinde bilinçli birinin gözlemi anlaşılıyor. Buradan hareketle de her şeyin varlığı bilinçli insanların veya bilinçli tanrının gözlemine bağlıdır gibi çıkarımlara ulaşılıyor. Oysaki gözlemcinin etkisi bilinçli olmasından dolayı değil, gözlemin ışık ve foton aracılığıyla yapılıyor olmasıyla ilgili. Gözlem yapıldığında doğal olarak fotonlar parçacıklara etkide bulunuyor ve bu da materyalizmi destekler.

Kedi deneyi: Buradaki idealist yorum kedinin hem ölü hem canlı olması gerektiğinin söylenmesi. Schrödinger aslında bu düşünce deneyini Heisenberg'i doğrulamak için değil, onun vardığı sonuçların saçmalığını göstermek için ortaya koymuştur.
İdealizm, şartları mutlaklaştırabilen bir felsefe olduğu için parçacıkların ortamını kedinin ortamına genellemesi şaşırtıcı olmadı.
Yine buna bağlı olarak paralel evrenler gibi düşünceler de bilimsellik içermeyen idealizm zırvalıklarından biri. Sonuç olarak kutudaki kedi hem ölü hem canlı değil, çünkü kedinin şartları ile parçacığın şartları aynı değil.

Belirsizlik: Yine idealist çarpıtmalara müsait bir alan, belirsizlik ilkesi. Burada belirsizlik sanki materyalizmin temeli olan nedenselliği çürütüyormuş gibi aktarılır. Bunun sonucunda ''tersine nedensellik'' veya ''nedensizlik'' gibi kavramlar üretildi. Modern bilim, belki de daha önce hiç olmadığı kadar idealizm felsefesine yatkınlaşmış halde.
Determinizm ve nedensellik iç içe olsa da nedenlerin belirsizliği ile nedenlerin ortaya koyacağı sonuçların belirsizliği farklı şeyler.
Üstat iyi açıklamışsın kendi görüşüne göre. Bu konuda bilgi sahibi olmayanlar da bu yazıdan faydalanabilir. En azından biraz araştırma sevenler kendince bakabilir bazı kavramlara bu yazıdaki. Bir bilim insanı, heisenberg gibi özellikle, kendi çağında idealist yorumlarda bulunuyorsa bunu bence iyi değerlendirmek gerek. Bazı yorumlarda bulunuyor olması idealist düşünceye yüzde yüz bağlı olduğu anlamına gelmemeli. Teorik bilimlerde idealleştirme vardır daha doğrusu ideal bir ortam vardır. Matematikte topolojik uzaylarda açık ve kapalı kümeler tanımlanır. Aynı anda mutlak olarak hem açık hem de kapalı olan kümeler de vardır. Öte yandan rölatif olarak birinde açık ötekinde kapalı kümeler vardır. İdeal dünyada yapılan bu şeyler bir yerden sonra matematikte çok sorgulanmaz. Ama ideal, somut bir veri ile yani bulunduğun evren ile bağlantılandırılırsa burada her şeyi açıklamak kolay olmayabilir. Bulunduğun çağ ve eldeki araçlar buna izin vermez. Şu an teorik fizikteki kafalar bilinmeyen belli şeylere tabiki iradelerini ve düşünce karmaşalarını etkilediği ölçüde kendi yorumlarını yansıtıyorlar veya bazı kimseler onların da adına yorumlar yapıp düşünce kirliliği yaratıyor
Söyledikleri bir sözü alıp kendi amaçlarına göre yontuyorlar. Kimileri de bunu içinde saklı tutuyor. Temel ilerlemenin materyalizm ile olacağını bilmelerine rağmen, bazı dönemler fikirleri değişmiş gibi görünebilir. Bunu da normal bulmak gerek çünkü 100 sene önce atomaltı dünya keşfediliyor,ama şu an buna alışık bir durumdayız. bilinenler arttıkça bu kez problemler de büyüyor. İnsanlar mutlaka bazı boşlukları doldurur ulaşamadıkları yerlerde. Heisenberg bu yaklaşımla hareket etmiş olabilir o dönem ama kuantum öyle bir konu ki aslında bahsetmek istediğim şeye geliyorum: gerçeklik. Tartışma anında bile değişen bir dinamik sisteme bilim adamı olarak bakıyorsun ve bunca detaylı ve ince değişimin sence insanlardaki gerçeklik kavramını değiştirmesi de olası değil mi? Örnek olarak teorik fiziğin bu altın yıllarından önce newton mekaniğinin mutlaklığının gerçekliğe bile kolayca uygulanabileceğini herkes bir şekilde benimsemeye eğilimliydi. Şu an ise teorik fizik içinde bu gerçeklik problemi önemli bir hale geldi bence. Gerçeklik olgusu şekilleniyor. Çünkü eskisi gibi şablonlar kullanarak açıklamaya çalışmak falan yeterli olmayacak yani olan biteni(schrödinger in kedisi gibi). Bu parçacıkların arasındaki etkileşimin anlaşılmasının seviyesi arttıkça Gerçeklik de bir o kadar tartışılanlar arasında merkeze geliyor.
Son Düzenleme: Ozan Günyüz @ 17.05.2018 13:59
17.05.2018 19:49 PM
Ozan demiş ki:
Üstat iyi açıklamışsın kendi görüşüne göre. Bu konuda bilgi sahibi olmayanlar da bu yazıdan faydalanabilir. En azından biraz araştırma sevenler kendince bakabilir bazı kavramlara bu yazıdaki. Bir bilim insanı, heisenberg gibi özellikle, kendi çağında idealist yorumlarda bulunuyorsa bunu bence iyi değerlendirmek gerek. Bazı yorumlarda bulunuyor olması idealist düşünceye yüzde yüz bağlı olduğu anlamına gelmemeli. Teorik bilimlerde idealleştirme vardır daha doğrusu ideal bir ortam vardır. Matematikte topolojik uzaylarda açık ve kapalı kümeler tanımlanır. Aynı anda mutlak olarak hem açık hem de kapalı olan kümeler de vardır. Öte yandan rölatif olarak birinde açık ötekinde kapalı kümeler vardır. İdeal dünyada yapılan bu şeyler bir yerden sonra matematikte çok sorgulanmaz. Ama ideal, somut bir veri ile yani bulunduğun evren ile bağlantılandırılırsa burada her şeyi açıklamak kolay olmayabilir. Bulunduğun çağ ve eldeki araçlar buna izin vermez. Şu an teorik fizikteki kafalar bilinmeyen belli şeylere tabiki iradelerini ve düşünce karmaşalarını etkilediği ölçüde kendi yorumlarını yansıtıyorlar veya bazı kimseler onların da adına yorumlar yapıp düşünce kirliliği yaratıyor
Söyledikleri bir sözü alıp kendi amaçlarına göre yontuyorlar. Kimileri de bunu içinde saklı tutuyor. Temel ilerlemenin materyalizm ile olacağını bilmelerine rağmen, bazı dönemler fikirleri değişmiş gibi görünebilir. Bunu da normal bulmak gerek çünkü 100 sene önce atomaltı dünya keşfediliyor,ama şu an buna alışık bir durumdayız. bilinenler arttıkça bu kez problemler de büyüyor. İnsanlar mutlaka bazı boşlukları doldurur ulaşamadıkları yerlerde. Heisenberg bu yaklaşımla hareket etmiş olabilir o dönem ama kuantum öyle bir konu ki aslında bahsetmek istediğim şeye geliyorum: gerçeklik. Tartışma anında bile değişen bir dinamik sisteme bilim adamı olarak bakıyorsun ve bunca detaylı ve ince değişimin sence insanlardaki gerçeklik kavramını değiştirmesi de olası değil mi? Örnek olarak teorik fiziğin bu altın yıllarından önce newton mekaniğinin mutlaklığının gerçekliğe bile kolayca uygulanabileceğini herkes bir şekilde benimsemeye eğilimliydi. Şu an ise teorik fizik içinde bu gerçeklik problemi önemli bir hale geldi bence. Gerçeklik olgusu şekilleniyor. Çünkü eskisi gibi şablonlar kullanarak açıklamaya çalışmak falan yeterli olmayacak yani olan biteni(schrödinger in kedisi gibi). Bu parçacıkların arasındaki etkileşimin anlaşılmasının seviyesi arttıkça Gerçeklik de bir o kadar tartışılanlar arasında merkeze geliyor.
Gerçeklik algıladıklarımızdır. Duyularla algılanandır. Ama algıladıklarımızın gerçekten gerçeklik olup olmadığı ayrı bir konudur ve buradaki şüphecilikten hareketle duyuları güvensizleştirmek yanlış olur.
Biz duyularımızla hareket etmek zorundayız. Sadece duyularımızla elde ettiğimiz verileri bilgi olarak tanımlamak zorundayız. Duyusal-gözlemsel verilere dayanmayan her türlü düşünce hayal kurmaktan ibarettir.

Eksik kalan parçalar hakkında herkes hayal kurabilir, gözleme-duyuya dayanmayan fikirler üretebilir. Ancak bu fikirler bilimsellik adı altına alınamaz. İdealizmle bilim olmaz yani. Sicim teorisi matematiksel işlemlerle doğrulanamaz mesela. Matematik neyi gösterirse göstersin onu gerçeklik olarak tanımlayamayız. Matematik yol gösterici olarak kullanılabilir.

Kopenhag ekolünü de bu yüzden sevmiyorum. Sevmiyorum derken bu duygusal anlamda değil, bilimsel olmadığı halde bilimselmiş gibi göründüğü için sevmiyorum. İnsan merkezli düşünceleri sevmiyorum.
Gerçekliğe dair bilgi edinebilmek için doğanın insan düşüncesinden bağımsız olarak ortaya koyduklarına odaklanmamız gerekiyor.

Ne düşünüyorsak o değil, ne görüyorsak o.

Ben amatörce yazmışım, sen daha düzgün açıklamışsın.
hair transplant turkey